Top Menu

Güçlü bir kişilik, yolunuzdaki en büyük ışığınızdır. Emin olun hayattaki doyumunuzda ve başarınızda kişiliğiniz, zekanızdan daha önemli bir yer tutar. Etrafınıza bir bakın; ülke zeki adam dolu, onlarla kaynıyor: ” Ondan çalayım, bunu kandırayım.”Oysa hayat kısa bir koşu değil. Şöyle bir süzgeçten geçirin; etrafınızdaki öyle pek de parlak bir zekası olmayan güvenilir insanların, çok zeki ama güvenilmez onlarca adamdan daha iyi noktalarda olduklarını göreceksiniz.Çünkü onlar güvenilir. Onlar inançlarını, düşüncelerini ve dostlarını bir anda satmazlar. Etrafa yaydığınız güven, sizi kötülüklerden koruyan bir büyü gibi etrafınızı sarar.

Şimdi bir kutup var sana çeker beni

Bir kutup var senden öteye

Ben onun için böyle ortalıkta kaldım

Dağ yollarında caddelerde sokaklarda

Onun için bulup bulup yitirdim seni

Hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana

Hangi gözümü yumduysam seni gördüm

Zamandın zamandan öte bir şeydin

Yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda…

 

Milyonlar hanesinde istifçiler, vurguncular
Yüzbinler hanesinde sahtekarlar, yalancılar
Onbinler hanesinde yağcılar, sabuncular
Binler hanesinde hancılar, hamamcılar
Yüzler hanesinde semerciler, palancılar
Onlar hanesinde köylümüz efendimiz
Birler hanesinde biz.

“Bir çerçeve gibidir hayat. Bazen dışına çıkamayacağın anlar olur;ama önemli olan çerçeveye koyduğumuz resimdir.” Aşk Tesadüfleri Sever

“Birinin sana bişey yapamazsın demesine izin verme. Hatta benim bile. Bir hayalin varsa onu koruman gerek. İnsanlar bişey yapamaz ve senin de yapamayacağını söylerler. Bir hayalin varsa onu zorla al.” Umudunu kaybetme

Sahip oldugun seyler sonunda sana sahip olur.

“Süresini ve yörüngesini bilmeden çıktığımız bu yolculuğun neresindeyiz acaba? Ve daha kaç gemi var içinde olmak isterken ardından el sallayacağımız…” Leyla ile Mecnun

“Parmak gökyüzünü gösterirken sadece aptallar parmağa bakar…” (Amélie)

Asker Olmanın En Büyük Avantajı Düşmanınızı Karşınızda Görüyor Olmanızdır.. (Gladyatör)

Yorum yapmak yalnızca olayları dışarıdan izleyenlerin lüksüdür.(Akıl Oyunları)

“Mutluluk sadece paylaşıldığı zaman gerçektir.” (Aşk Tesadüfleri Sever)

“Bu dünya silah tüccarlarına kalacak çünkü herkes birbirini öldürmekle meşgul. Bu hayatta kalmanın sırrıdır: Asla savaşa girme. Özellikle de kendinle.Lord of War / Savaş Tanrısı (2005)

“Tek bir günah var, o da hırsızlık. Diğer tüm günahlar, hırsızlığın farklı versiyonlarıdır. Örneğin yalan söylersen başkasının doğruyu bilme hakkını çalarsın…”

Bilge bir adam bana bu dünyada sadece bir kural olduğunu söylemişti. Tüm başarıyı sağlayan küçük bir soru… İnsan bu soruya ne kadar çok kafa yorarsa o kadar güçlü hale gelir. Soruyu tahmin edebilir misin ?+…-”Bana ne faydası var?” Revolver – Tabanca 2005

”Biz kadınlar tarafından büyütülmüş bir erkek nesliyiz , başka kadının aradıgımız sey oldugunu hiç sanmıyorum.” Fight Club (1999)

Hayallerin ne kadar büyük olursa …Hayal kırıklığı da o kadar gürültülü olur… Leyla ile Mecnun

Yüce bir amaca hizmet etmedikçe eylemlerin bir anlamı yok. (King Arthur)

”Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez.”Mystic River

“İnsanlar, bazen suçlu olduklarını kabullendikleri için değil, sadece karşıdaki sussun diye özür dilerler. (Pulp Fiction)

Tibet’te bir söz vardır. Eğer bir problem çözülebiliyorsa endişe etmeye gerek yoktur. Eğer çözülemiyorsa endişe etmenin bir yararı olmaz.. Seven Years in Tibet (1997)

“Kimse sana özgürlük veremez. Kimse sana eşitlik veya adalet yada başka bir şey veremez. Eğer adamsan, sen alırsın.” Scarface – Tony Montana

Savaşın en kanlı günlerinden birini yaşıyoruz. Cephedeyiz. Birden, az ileride onun, can dostumun kanlar içinde yere yığıldığını gördüm. Mermiler yağıyor, ortalık toz duman, barut ve kan kokuyor. başımı bir saniye kaldırsam, ateş hattının içerisine düşebilirim. Teğmene koştum.

‘Komutanım, arkadaşım az ileride yerde yatıyor. bir koşu onu alıp gelebilir miyim?’

Teğmenin bakışları ”delirmiş olmalı bu” diyor.

-Gitmeye değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Görmüyor musun kıpırdamıyor bile. Çoktan ölmüştür.

-Komutanım bırakın gideyim

-Arkadaşın yaşamıyor oğlum. Yanına gidersen sen de öleceksin. Kendi hayatını tehlikeye atmana izin veremem.

 

Bense artık sessiz kalmayı seçmiş ve sadece ısrarla komutanın gözlerine bakıyorum. Bendeki o karanlık inancı görmüş olmalı ki daha fazla dayanamıyor ve ”tamam git” diyor.

Yoğun ateş altında siperden çıkap, sürünerek ulaşıyorum arkadaşıma. Kısa bir süre yanında kaldıktan sonra onu yerde sürükleyerek geri getiriyorum ve birlikte yuvarlanıyoruz siperin içine. Haklı çıkmanın gurulu edasıyla teğmen bana bakıyor.

– Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez dememiş miydim. Bak zaten ölmüş.

– Değdi komutanım, değdi.

– Nasıl değdi, arkadaşın ölmüş görmüyor musun oğlum?

– Yanına vardığımda henğz yaşıyordu komutanım. ve onun son sözlerini duymak, benim için tüm dünyalara bedeldi.

– Ne dedi ki?

– ”Geleceğini biliyordum!”

Sahi, etrafımızda kaç tane var ki ”gelecegni bildiğimiz” can dostumuz? Veya bizim o son sözü duma uğruna ölüme gideceğimiz kaç kişi?

(Tunç Kılınç – Sıfır)

 

Aytunç Altındal Biyografisi

Din, tarih ve politika alanlarında faaliyet göstermiş Çerkes asıllı Türk teolog, gazeteci, araştırmacı ve yazar. Dinler, felsefe, ezoterik ve gizli örgütler, ve benzeri konularda birçok makale ve kitap yazmıştır.

Aytunç Altındal, 12 Ocak 1945 tarihinde İstanbul Bakırköy’de 4 kardeşin en küçüğü olarak doğmuştur. Asıl ismi Aytun’dur.

“Benim adım Aytunç değil Aytun. Yargılandığım duruşmalardan birinde hakim “ne biçim ismin var, böyle isim mi olur? Ermeni misin sen? Dedi. Bende hayır değilim, ispatı da burada deyip pantolonumun fermuarını indirdim. Hakim bey mahkemeye hakaretten iki buçuk sene daha verdi. Sonra kendime “hakikaten Aytun’u anlamıyorlar. Aytun’u Aytunç yapayım” dedim. Ama şu var: yurt dışındaki kitaplarımın çoğu da Aytun Altındal imzalıdır.”

Altındal’ın babası Cavit Bey Beşiktaş kulübünde futbol oynamış aynı zamanda Haysiyet Divanı Başkanlığı yapmış. Annesi Fatma hanım ise ev hanımıydı.

“Ben Melami bir ailenin geliyorum ve 6 yaşından beri Melami yolu içinde bir özel eğitim aldım. Havas geleneğinden gelen bir hayat tarzını benimsemişimdir.”

İlkokulu İstanbul’da, ortaokulu Diyarbakır’da 1956 yılında bitirdi. Haydarpaşa, Kabataş ve Pendik liselerinde okuyarak liseyi tamamladı. 1969-1971 seneleri arası Gurnsey Writer’s School’da, 1977 senesinden itibaren ise Fransa Sorbon Üniversitesi Fransızca Eğitim bölümünde tahsil gördü.

Aytunç Altındal, 1964 yılından başlayarak Haber, Akşam, Cumhuriyet, Yeni Halkçı, Ulus, Günaydın, Yenigün gibi gazetelerde yazılar yazdı. Şiir dışında deneme ve inceleme türlerinde eserler verdi. Çeviri yaptı. Dokuz çeviri kitabı yayımlandı. Yedi kitabı yasaklandı. Fransa ve İsviçre’de bazı yazıları yayımlandı. Şiirleri Sanat Edebiyat, Varlık, Süreç, Bilim-Sanat gibi dergilerde yayımlandı. Bazı şiirleri Amerika ve İzlanda dergilerinde yer aldı.

Aytunç Altındal 1973 yılı Partizan adlı şiir kitabı nedeniyle Orduya hakaretten, 10 yıl süren dava sonunda 7.5 yıl hapse mahkum olunca yurtdışına kaçtı. 1975 yılında İsviçre’de “Marksist Yaklaşımla Türkiye’de Kadın” adlı kitabı çıkardı. 1977’de Havass ve 1984’de Süreç yayınlarını kurdu. 1983 yılında İsviçre Zürich’te “Modus Vivendi” Yayınevi ve Sanat Galerisini kurarak 10 yıl yönetti. Yine 1989 yılında Rusya’da Kültür Danışmanlığı görevini yaptı.

1992’de İngiltere Edinburg’daki International Academy For European and Christian Studies kuruluşunda Project Academic Board (Akademik Proje İdari Heyeti) üyeliğine seçildi. Aynı yıl İngitere’de yayınlanan Three Faces Of Jesus (Üç İsa) adlı kitabı dünyada yankılar uyandırdı. Daha sonra 1993’de Rusça’ya çevrildi.

1993’te International Society For The Study Of European Ideas (Uluslararası Avrupa Düşünce Çalışmaları Topluluğu) Bilimsel Kuruluna üye oldu. Aynı yıl Avusturya’nın Graz şehrindeki Karl- Franz Üniversitesi tarafından düzenlenen European Seculer Legacy (Avrupa’nın Laik Vasiyeti) adlı uluslararası konferansta Oturum ve Bölüm Başkanlığına seçildi.

1995’te merkezi New York’ta bulunan Carnagie Council On Ethics And International Affairs örgütüne davet edilen, ilk ve tek Türk Konuşmacı oldu.

1995 yılında New York’ta Birleşmiş Milletler bağlantılı Global Forum Of Spırıtual And Parlıamentary Leaders On Human Survıal (İnsan Yaşamından Sorumlu Ruhani ve Siyasi Liderler Global Forumu’nda) Uluslararası Danışman üyesi oldu.

Ünlü Fizikçi Isaac Newton’un bugüne kadar hiç bilinmeyen bir kitabını da yayınlayan Altındal, Uğur Mumcu’nun “Sakıncasız” adlı eserinin de yapımcılığını üstlendi.

İsviçre’de olduğu yıllarda İsviçreli Coral hanımla evlendi.
Aytunç Altındal, ikinci eşi ile Ayşe hanım ile evlendi ve Emine, Zeyno ve Ahmet adlı üç çocuğu vardır. ayrıca Yonca Bayrak adında kızı daha vardır.
Kanser hastası olan Aytunç Altındal, 18 Kasım 2013 tarihinde 68 yaşında hayata gözlerine yummuştur.

Yazdığı Kitapları :
Türkiye’de Ve Dünyada Casuslar
Gül Ve Haç Kardeşliği
Tanrı Neden Fikir Değiştirdi?
Üç İsa
Devlet ve Kimlik
Türkiye ve Ortodokslar
Bilinmeyen Hitler
Türk İmparatorluğu’nun Yıkılışına Dair Kehanetler Kitabı
Türkiye ve Kadın
Dünün Belgeleri Yarının Tarihi
Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri
Yoksul Tanrı Tyanalı Apollonius
Vatikan Ve Papa’nın Gizli Türkiye Senaryosu

 

Merakınızın peşinden gidin

“Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.”

Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız

Azim paha biçilmezdir

Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.”

Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız? Posta pullarının gideceği yere varasıya kadar mektuba yapışıp kalmasından ötürü çok değerli olduğu söylenir. Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin.

 

Bugüne odaklanın

“Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.”

İki atı aynı anda süremezsiniz. Bir şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin.

 

Hayal gücü güç verir

“Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin önizlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.”

Hayal gücünüz geleceğinizi belirler. Einstein şöyle der: ‘Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil’. Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin.

 

Hata yapın

“Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.”

Hata yapmaktan korkmayın. Eğer nasıl okuyacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi bir konuma getirebilir. Başarılı olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın.

 

Anı yaşayın

“Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.”

Geleceği ayarlamanın tek yolu olabilidiğiniz kadar şimdide olmaktır. Şu anda dünü ya da yarını değiştiremezsiniz. Önemli olan tek an şimdidir

 

Değer yaratın

” Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın.”

Zamanınızı başarılı olmak için harcamayın, değerler yaratın. Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir.

 

Farklı sonuçlar beklemeyin

“Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek.”

Hergün aynı rutinde yaşayarak farklı görünmeyi bekleyemezsiniz. Hayatınızın değişmesini istiyorsanız kendinizi değiştirmelisiniz.

 

Bilgi deneyimden gelir

” Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir.”

Bir konuyu tartışabilirsiniz ama bu size sadece felsefi bir anlayış kazandırır. Bir konuyu bilmek istiyorsanız onu deneyimlemelisiniz.

 

Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın

” Oyunun kurallarını öğrenmek zorundasınız. Böylece herkesten iyi oynayabilirsiniz.”

Yapmanız gereken iki şey var. Birincisi oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek. İkincisi ise oyunu herkesten iyi oynamayı istemek. Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur!

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Sezai Karakoç

     Baba erenlerden biri;her yaz seyehate çıkarmış.çıkmadan evvel de berbere gider,tutup kellesini bir güzel usturaya vurdururmuş.

Gene vakit gelmiş gitmiş berbere,kafayı bir güzel kazıttırmış.o sırada dükkana komşu esnafın çırağı olan densiz bi delikanlı girmiş.bizim baba ereni tanımıyor tabi.amma kafayı cascavlak görünce kendisini tutamamış.

Böyle şak şak iki şak şak vururken hemde kabağa bak kabağa deyip,narasını atmış,hiç durmadan fırlamış gitmiş.

 

berber mahcup tabi.koltukta oturan baba ereni hem tanıyo hem biliyor.özürler diliyor.ama baba eren hakkatende önemsemiyor,aldırmıyor bile.

 

Az sonra yokuşun dibinden bir feryat kopuyor.meğersem bir at arabası nasıl olmuşsa gelmiş,o densiz delikanlıyı yere yıkmış.Herkes gibi berberde oraya koşmuş,delikanlı artık yaralımı ölü mü belli değil.

dönmüş adamın yanına berber efendim demiş;”ne oldu yani toy bir delikanlı kabağa bak kabağa deyip iki fiske vurdu diye ona bedduamı ettin”.demiş.

Baba eren demiş ki;”berber efendi,kabağın bu işe dediği bir şey yok amma iş bostancıya dokundu bostancıya!”demiş…..

Uçurumun kenarındayım Hızır

Bir dilber kal’asının burcunda

Muhteşem belaya nazır

Topuklarım boşluğun avucunda

Koca yâr adım çağırır

Kaldım parmaklarımın ucunda

Bir gamzelik rüzgar yetecek

Ha itti beni ha itecek

Uçurumun kenarındayım Hızır

Civan hazır Divan hazır

Ferman hazır

Kurban hazır

Güzelliğin zülme çaldığı sınır

Uçurumun kenarındayım Hızır

Ben fakir

En hakir Bin taksir

Ateşten Kalleşten

Mızrakla gürzdan

Dabbet-ül arz dan

Yedi düvelden

Korku nedir bilmeyen ben

Tir tir titriyorum senden

 

 

Şiir: “Gülce”-Ömer Lütfi Mete

Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme,Sen dağları seyret.Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma.Kalbindeki o uçsuz, bucaksız sevgiyi hisset.Işıklar sönmüşse ve karanlıksa ona da aldırma, ay ışığını seyret, SABRET…Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun…Sabret ki her şey gönlünce olsun…

 

// Hz. Mevlana //

Close